MENÜ

Milyonlarca yıl önce yaşamış bitki ve hayvan kalıntılarının yeraltında yüksek sıcaklık ve basınca maruz kalması ile oluşan doğal gaz, gözenekli kaya boşluklarına sıkışmış olarak yada petrol yataklarının üzerinde gaz formunda büyük hacimler halinde bulunur. Doğalgazın büyük bölümü (~ % 95) metandan oluşur. Bileşiminde metan (CH4) dışında değişen oranlarda etan (C2H6), propan (C3H8), bütan (C4H10) gibi diğer hidrokarbonlar da yeralır. Yeraltında bulunan doğalgazın yapısında ayrıca azot (N2), oksijen (O2), karbondioksit (CO2), hidrojensülfür (H2S) ve kısmen helyum (He) gazlarına rastlanır. Ancak ağır hidrokarbonlar, nem ve sülfür bileşikleri kullanım sunulmadan önce ayrıştırılır. Doğalgaz renksiz, kokusuz, nemsiz ve havadan hafif bir gazdır. Kaçakların farkedilebilmesi için özel olarak kokulandırılır. Bu amaçla THT (tetra hidro teofen) veya TBM (tersiyer bütil merkaptan) kullanılır. Doğalgaz zehirli değildir, ancak bir hacmi yüksek oranda doldurduğunda yeterli miktarda oksijen kalmayacağından (insan sağlığı açısından havadaki oksijen oranı, % 16 ‘nın altına inmemelidir) boğucu etki oluşturur. Doğalgazın hava ile % 5~15 oranında karışması halinde yanma gerçekleşir. Yani 1 m3 doğalgazın yanması için 10 m3 havaya ihtiyaç vardır. 1 m3 doğalgazın yanmasıyla 1 m3 karbondioksit (CO2), 2 m3 su buharı (H2O), 8 m3 azot (N2) ve minimum 8.250 kcal ısı elde edilir. Doğalgazın bünyesinde yanmayan madde yoktur. Yanma verimi, gaz formunda oluşu ve havayla iyi karışabilmesi nedeniyle diğer yakıtlardan yüksektir (% 93). Yapısındaki tek karbon atomlu metanın çokluğu nedeniyle, atık gazlar içindeki karbondioksit (CO2) miktarı diğer yakıtlara nazaran minimum miktardadır. Bu ise küresel ısınma ve iklim değişiklerine sebep olan “sera etkisini” azaltır (Bu etkiye yolaçan gazların azaltılmasını amaçlayan Kyoto Protokolü 140 ‘ı aşkın ülke tarafından imzalanmıştır). Kükürtlü bileşikler içermediğinden, yanma sonunda kükürtoksit (SOX) gibi zehirleyici bileşikler oluşturmaz. Ancak uygun yanma şartları sağlanamaz ve tam yanma gerçekleşmez ise, diğer yakıtlara göre düşük miktarlarda karbonmonoksit (CO) ve azotoksitler (NOX) meydana gelir. CH4 + 2 O2 + 8 N2 CO2 + 2 H2O + 8 N2 + enerji Doğalgazın dünya ekonomisi ve enerji sektöründe yaygın olarak kullanımı 1973 petrol bunalımı sonrası gerçekleşmiştir. Alternatif enerji kaynağı arayışları, varolan doğalgaz rezervlerine yenilerinin eklenmesine ve tüketimin giderek yaygınlaşmasına neden olmuştur. Belirlenen rezervlere çeşitli sondaj teknikleri ile ulaşılarak doğalgaz yeryüzüne çıkarılır. Temizleme (yabancı partiküller), ayrıştırma (ağır hidrokarbonlar, karbondioksit, azot) ve kurutma (nemin giderilmesi) işlemlerinden geçirilir. Ardından basınç altında gaz formda (NG) boru hatlarıyla, sıvı formda (CNG, LNG) tanker ve gemilerle taşınarak uzak tüketim noktalarına ulaştırılır. Sıkıştırılmış doğalgazın (CNG) hacimce 200 kat, sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) ise hacimce 600 kat az yer tutması taşınabilirliğini avantajlı hale getirir. Doğalgazın depolanması ve sıvılaştırılmış doğalgazın boru hattına verilmesiyle, mevsimlik tüketim dalgalanmaları ve anlık yüksek talepler dengelenir. Depolamada kullanılan başlıca mahaller yeraltı su gölleri, yeraltı kayatuzu yatakları, terk edilmiş madenler, eski doğalgaz ve petrol yataklarıdır.




x