MENÜ
Haberler Doğal Gazdan Kim Korkuyor?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Doğal Gazdan Kim Korkuyor?

 

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) International Energy Agency bugünlerde oldukça gizemli. 2011 yılında yaptıkları uzun dönemli ‘Gazın Altın Çağı’ öngörüsünün temelinde finansal kriz sonrasında yaşanacak tüketimdeki düzelme ve Kuzey Amerika’daki konvensiyonel olmayan üretimdeki patlama yatıyordu.

Aradan 4 yıl geçti ve aynı kurum artık çok daha karamsar bir tablo ortaya koyarak, talebin başta düşünüldüğü kadar yükselmeyeceğini belirterek ve yapmış oldukları daha önceki projeksiyonu tekrar gözden geçirerek küresel yıllık büyüme tahminlerini %2.3’ten %2’ye çekiyor.

IEA talebin büyümesindeki yavaşlamayı Asya’daki düşük tüketim oranlarına bağlıyor. Özellikle Japonya, Çin ve Güney Kore gibi daha önceleri çok yüksek miktarda gaz tüketen ülkeler pahalı petrole endeksli fiyatlar ödemek yerine alternatif yakıtlara yönelmiş durumdalar.

IEA’nın son orta-vade raporu hükümetleri ve dünya genelindeki sektör temsilcilerini iki konuya odaklanmalarına neden oluyor; doğal gazın fiyatlandırılması ve ülkelerin uzun-vadeli enerji politikaları.

Japonya’nın 4 yıl önce yaşanan Fukushima felaketinden sonra elektrik üretimi için tekrar nükleere geri dönme kararı, ülkenin doğal gaza daha fazla para vermek istemediğini ortaya koyuyor. Japonya, Güney Kore ve Çin ile beraber küresel pazarda LNG’yi en pahalıya alan ülkelerin başında geliyordu, ülke petrolün tarihinin en yüksek seviyelerinde olduğu zamanda petrole endeksli LNG fiyatlarını omuzlamak zorunda kalıyordu.

Yüksek gaz fiyatlarıyla boğuşan Çin, Hindistan, Japonya, Malezya, Güney Kore, Tayland, Vietnam gibi ülkeler elektrik üretiminde kömürün payını arttırmaya karar vermişlerdir.

Ülkelerin elektrik üretiminde doğal gazı bırakıp nükleere ve kömüre dönmeleri iki nedenle sorgulanmalıdır;

Öncelikle, hâlihazırda kronik hava kirliliği olan ülkelerin rotayı yine kömüre çevirmelerinin çevresel ve sağlık sorunları olacağı su götürmez bir gerçektir.

İkinci olarak ise tam da piyasaya daha fazla LNG’nin gireceği dönemde gaza sırtını çevirmek ancak bir öngörüsüzlük olarak değerlendirilebilir.

Tüm bu çekincelere rağmen doğal gaz temiz enerji kaynağı olarak değerini ise düşürememektedir. Burada asıl sorulması gereken soru Asyalı alıcıların maliyetleri düşürmek için diğer enerji kaynaklarına yönelmek yerine petrole endeksli fiyat metodolojisini değiştirmek için neden şartları zorlamadığıdır. Bu sorunun cevabı gizli olsa da tahmini cevap herhalde ithalatçıların statükoyu zorlayacak gücü kendilerinde bulamamalarıdır.

Asyalı birçok trader ofisi geçmiş yıllarda spot alımlarda petrole endeksli fiyat mekanizmasını değiştirip nispeten daha ucuz hub’a endeksli fiyatlara geçmek için çaba sarf ettiklerini belirtti. Ancak petrol fiyatlarındaki düşüş sonrası bu strateji tabi ki rafa kalktı. Yine de; piyasaya daha küresel çapta fazla gaz girmesiyle beraber piyasadaki güçlü oyuncular üreticilerden alıcılara kayan yapıda petrole endeksli fiyatlarla kendisini güvence altına almak isteyen ihracatçılar tavırlarını değiştirmek zorunda kalacaktır gerçeğinin altı çizilmektedir. Yeni LNG arz kaynakları sayesinde gaz piyasaları bölgesellikten küreselliğe doğru kayacaktır. Bu kayma ise daha esnek fiyat mekanizmalarını gündeme getirecektir.

Mevcut durumda petrol fiyatlarının düşük olması, petrole endeksli fiyatları tüketiciler için cazip göstermesine rağmen, arz ve talepteki kaymalara fiyat olarak tepki verememesi gaz piyasalarının gelişmesine engel olacaktır. Bu yüzden daha yaratıcı gaz fiyatlandırma mekanizmalarının düşünülmesi gerekmektedir.

Bu bağlamda hükümetler ve sektör temsilcileri uzun dönemli enerji politikalarını tekrar gözden geçirmek zorunda kalacaklardır. Daha temiz ve daha risksiz bir enerji kaynağı olan doğal gaz piyasaya gireceği yapıda kömür ve nükleerin payını arttırmak garip bir uygulama olacaktır.

Türkiye uyguladığı doğal gaz yerine düşük kalorili kömür politikası yeni hükümetin değerlendireceği konulardan biri olacaktır. Türkiye de diğer ülkeler gibi doğal gazın hem temiz hem de güvenilir bir üretim kaynağı olarak değerini anlamalıdır.

Kısaca gazın avantajlarını ve geçirdiği bu değişimi görüp ortaya çıkan fırsatları sonuna kadar değerlendirmelidir.

Aura Sabadus – ICIS Heren – Yazarın görüşleri kendisinin olup kurumumuzu bağlamamaktadır.



x